google.com, pub-7290961666693195, DIRECT, f08c47fec0942fa0 Modals Konu Anlatımı - Kolay Öğrenim / Konu Anlatımları

Modals Konu Anlatımı

ingilizce modals konu anlatımı, örnek cümleler ve türkçe anlamları,

MODALS (KALIPLAR)

Modals, kullanıldıkları cümleye göre, ifadeye olasılık, yeterlilik, yasaklama, izin isteme, öneri, beklenti, rica anlamları veren Türkçe'deki kip belirteçleri'dirler.

ABILITY (YETERLİLİK)

can, could, be able to
Can: Öğrenilmiş veya doğal bir kabiliyet ifade eder.
My uncle can climb the highest mountain in our country.
Amcam ülkemizdeki en yüksek dağa tırmanabilir.

His roommates can play football very well.
Onun oda arkadaşları çok iyi futbol oynayabilirler.

Fatih can play guitar.
Fatih gitar çalabilir.

Be able to: Can'in yerine kullanılabilir
You will be ablo to pass the exam if you study.
Çalışırsan sınavı geçebileceksin.

They should be able to reach a solution.
Bir çözüme varabilmeleri gerekir.

He may be able to learn English.
İngilizce Öğrenebilir.

Mary was able to finish his homework successfully.
Mary ödevini başarılı bir şekilde bitirebildi.

Mehmet was able to learn to play guitar at last.
Mehmet sonunda gitar çalmasını öğrenebildi.

Could: geçmişte fiziksel ve zihinsel yeterlilik, kabiliyet belirtir.
He colud run so fast in his childhood.
Çocukluğunda çok hızlı koşabilirdi.

I could save a lot of money if I waas able to do the maintenance myself.
Bakımı kendim yapabilseydim, çok para biriktirebilirdim.

He couldn't start working without his father's permission.
Babasını izni olmasa çalışmaya başlayamazdı.

Vould have + V3
Geçmişte gerçekleştirilmemiş bir eylem için izin veya yeterlilik belirtir.
You could have borrowed my car. Why didn't you ask me?
Arabamı ödünç alabilirdin. Niye bana Sormadın?

He could have arrived at the confernce on the time but his car had benn broken down.
Konferansa zamanında varabilirdi fakat arabası bozulmuştu.

PERMISSION AND PROHIBITION (İZİN VE YASAKLAMA)

İzin isterken can, could, may, might kipliklerini kullanırız.
Can: İzin isterken en çok kullanılan kipliktir.
Can I borrow your dictionary?
Sözlüğünüzü ödünç alabilir miyim?

Can I turn down the radio?
Radyonun sesini kısabilir miyim?

Could: Daha resmi ve kibardır.
Could I turn on the light?
Işığı açabilir miyim?

Could my children stay with you?
Çocuklarım sizinle kalabilirler mi?

May: Can ve could'a nazaran daha resmi ve naziktir.
May I use Your bicycle (please)?
Bisikletinizi kullanabilir miyim (lütfen)?

May I join their trip (please)?
Gezilerine katılabilir miyim (lütfen)?

Might: Nezaket dolu, fakat üçüne oranla en za kullanılanıdır.
Might I go for a swim with you (please)?
Sizinle yüzmeye gidebilir miyim (lütfen)?

Can't ve couldn't ile de izin isteyebiliriz
Can't I play with your toys?
Oyuncaklarınızla oynayamaz mıyım?

Couldn't I kiss you?
Sizi öpemez miyim?

İzin verilirken may ve can kullanılır
You can begin to eat your own meal.
Kendi yemeğini yemeğe başlayabilirsin.

Yasaklama söz konusu ise may not veya cannot kullanılır
He can't come to this street from now on.
Şu andan itibaren bu caddeye gelemez.

She may not join any of our conversations again.
Hiçbir sohbetimize tekrar katılamaz.

OBLIGATION-NECCESSITY (ZORUNLUK-GEREKLİLİK)

Zorunluluk veya gereklilik ifade etmek için kullanılan kipler;
-Should, ought to, must, have(got) to, need-
Should ve ought to
birbirleri yerine kullanılabilir ama should daha yaygındır.
You should come earlier than usual.
Her zamankimden haha erken gelmelisiniz.

He should clean his own room.
Kendi odasını temizlemesi gerekiyor.

They ought to pay for the bill.
Hesabı ödemeleri gerekiyor.

She should be preparing the breakfast now.
Onun şimdi kahvaltıyı hazırlıyor olması gerekir.

The pupils ought to be studying for the exam.
Öğrencilerin sınava çalışıyor olması gerekir.

Should have +V3 ve Ought to have + V3 (geçmişte)
You should have told him the truth.
Ona gerçeği söylemeliydin

John should have taken the books back to the library yesterday.
John kitapları dün kütüphaneye geri vermeliydi.

You ought to have got up earlier.
Daha erken kalkmalıydın.

Must ve have(got) to
Bu kipler zorunluluk ifade eder. Must kipi have to' ya göre daha güçlü anlama sahiptir.
I must study very hard. Because I have an exam tomorrow.
Çok sıkı ders çalışmalıyım. Çünkü yarın sınavım var.

I have to give up smoking.
Sigara içmekten vazgeçmeliyim.

I musn't make noise.
Gürültü yapmamalıyım.

We have to be ready before the teacher comes.
Öğretmen gelmeden hazır olmalıyız.

Need
He she it de kullanılırken needs olur.(olumlu cümlelerde)
I need a new dictionaty.
Yeni bir sözlüğe ihtiyacım var.

Needvhıs advice?
Tavsiyeye ihtiyacı varmı?

The dog needs a bath.
Köpeğin banyo yapmaya ihtiyacı var.

Need to
You needn't to change your computer.
Bilgisayarını değiştirmeye ihtiyacın yok.

He doesn't need to study tonight.
Bu gece ders çalışmaya ihtiyacı yok.

Didn't need to ve didn't have to (geçmiş)
They didn't have file all of those documents.
Bütün o belgeleri dosyalamak zorunda değillerdi.

He didn't need to buy so many leaves of bread.
Bu kadar çok ekmek satın almak zorunda değildi.

You didn't need to reprimand him.
Onu azarlamak zorunda değildim.

Needn't have + V3
Geçmişte yapılmasada olabilcek bir işin gerksiz yere yapılması anlamına gelir.
He needn't have studied so hard because the examination was very easy.
O kadar sıkı çalışmasa da olurdu, çünkü sınav kolaydı.

I needn't have worn my raincoast because it wasn't rainy.
Yağmurluğu giymesem de olurdu, çünkü hava yağmurlu değildi.

We needn't have hurried because there was plenty of time.
Acele etmemize geremezdi, çünkü çok zamanımız vardı.

You needn't have fed the dog because it wasn't hungry.
Köpeği doyurmasan da olurdu, çünkü aç değildi.

You needn't have had your hair cut because it wasn't so long.
Saçını kestirmen gerekmezdi, çünkü o kadar uzun değildi.

She needn't have been afraid of that dog because it wasn't dangerous.
Köpekten korkması gerekmezdi, çünkü tehlikeli değildi.

POSSIBILITY (OLASILIK)

olasılık belirtmek için may, might, can, could
May/might
şimdiki ve gelecek zaman
I may go to antakya tomorrow.
Yarın Antakya'ya gidebilirim.

Faruk might be with his friends.
Faruk arkadaşlarıyla birlikte olabilir.

She may join their trip.
Onların gezilerine katılabilir.

They may not play with us.
Bizimle oynamaya bilirler.

He might not keep his promise.
Sözümde durmayabilir.

What may this election bring?
Bu seçim ne getirebilir?

When may his speech end?
Konuşması ne zaman bitebilir?

Might your friends be deceiving you?
Arkadaşların seni aldatıyor olabilirlermi?

May/might have + V3
geçmişteki olasılıklar.
My friends may have had an accident with their car.
Arkadaşlarım arabalarıyla kaza geçirmiş olabilirler.

They might have gone to their hometowns.
Memleketlerine gitmiş olabilirler.

Can
We can have a picnic tomorrow.
Yarın piknik yapabiliriz.

They can't swim in this pool
Bu havuzda yüzemeyebilirler.

Could
He could be in this villige.
Köyünde olmalı.

Could Bill be looking for us?
Bill bizi arıyor olabilir mi?

LOGİCAL CONCLUSION (MANTIKSAL SONUÇ)

Tahmin,varsayım veya çıkarım da kullanılır.
Must, can't, must have +V3, have/had to be
Must
Your teacher must be so knowledgeable.
Öğretmeniniz çok bilgili olmalı.

This must be the guitar you are looking for.
Aradığınız gitar bu olmalı.

Can't
Must kipliğinin olumsuz şeklidir.
She can't be single. She must be married.
Bekar olamaz. Evli olmalı.

He has a Porche. He can't be poor.
Bir porche'ye sahip. Fakir olamaz.

Must have + V3
She must have walked very fast.
Çok hızlı yürümüş olmalı.

You must have worked hard because you look exhausted.
Çok çalışmış olmalısınız, çünkü çok bitkin görünüyorsunuz.

Can't have + V3
Must have  + V3 yapısının olumsuz şeklidir.
The exam can't have been difficult.
Sınav zor olmuş olamaz.

She can't have paid for the bills. because she was broke.
Meteliksiz olduğundan dolayı faturaları ödemiş olamaz.

Have to be
He has to be Matthew.
Maatthew olmalı.

This has to be the best film you have seen.
Bu izlediğim en iyi film olmalı.

Will
It will be Ali. I can hear hisvoice.
Ali olmalı.Sesini işitebiliyorum.

She will be waiting for you. Don't be late.
Seni bekliyor olacak. Geç kalma.

They will be at home by this time.
Şu ana kadar evde olmalılar.

Should
He should be here very soon.
Çok yakında burada olmalı.

It should have arrived by now
Şu ana kadar varmış olmalı.

REQUEST (RİCA)

Can, could, may, might
Can/could/may/might I have a look at your new computer?
Bilgisayarınıza göz atabilir miyim?

Can/could/may/might I see your passport?
Pasaportunuzu görebilirmiyim?

Can/could/may/might I share my thought with you?
Düşüncelerimi sizinle paylaşabilir miyim?

Can : En çok kullanılan ve resmi olmayan..
Could : En çok kullanılan ve resmi olan.
May : Could'tan biraz daha resmidir.
Might : May'e göre biraz daha şüphe belirtir.

Will ve would
Will/would you send my letter?
Mektubumu gönderir misiniz?

Will/would you lend me your car?
Bana arabanızı ödünç verebilir misiniz?

Will/would you pass the salt?
Tuzu uzatır mısınız?

OFFER (İKRAM)

Would you like a bar of chocolate?
Bir bar çikolata istermisiniz?

What would you prefer?
Ne tercih edersiziniz?

SUGGESTION (TEKLİF)

Will, would
Would you prepare the breakfast with me?
Benimle kahvaltı hazırlarımsın?

Would you like to play football with my classmates?
Sınıf arkadaşlarımla birlikte futbol oynamak istemisin?

CHARACTERISTIC HABIT (ALIŞKANLIK)

Used to
Geçmişte olup şu an devam etmeyen alışkanlıklar için.
I used to collect stamps. (when I was child)
Pul toplardı. (Çocuk iken) (artık toplamıyorum)

They used to fight with me.
Benle kavga ederlerdi.

would
geçmişde sürekllik gösteren davranışlar için
I would always wake up early when I was boy.
Ben çocuk iken daima erken kalkardım.

His mother would take him to the zoo when he was a child.
Annesi o çocuk iken onu hayvanat bahçesine götürdü.

Will
Şu anda olan alışkanlıklar için kullanılır.
She will always disturb you if you don't warn her.
Onu ikaz etmezsen seni daima rahatsız eder.

He will usuallygo for a walk when it isn't so sunny.
Çok güneşli olmadığı zaman genellikle yürüyüşe çıkar.

I will watch TV when the spirit moves in me.
Kafama esti mi TV seyrederim.

Genel gerçekleriçin kullanılır.
Water will boil at 100 C.
Su 100 C de kaynar.

Be used to
Alışkın lomayı ifade eder.
He is usedto walking every morning.
Her sabah yürümeye alışkındır.

They are used to playing basketball after school.
Okuldan sonra basketboloynamaya alışkındırlar.

She is used to talking in this way.
Bu şekilde konuşmayaalışkındır.

Get used to
Alışmayı ifade eder ve kendisinden sonra gelen fiil -ing alır.
They will soon get used to living in Antakya.
Antakya'da yaşamaya yakında alışacaklar.

She has got used to eating Turkish meals
Türk yemeklerini yemeğe alıştı..

KULLANILAN DİĞER KİPLER VE YAPILAR

Had better
Tavsiye veya uyarı bildirmek için kullanılır.
He had better hurry up, otherwise we will be late for our meeting.
Acele etsen iyi olur, aksi taktirde geç kalacağız.

You had better stop smoking.
Sıgarayı bırakırsanız iyi olur.

You had better apologize to her.
Ondan özür dilesen iyi olur.

Would prefer
Tercih ifade edilir.
I'd prefer to stay with you.
Sakıncası yoksa senle kalmak istiyorum.

I'd prefer staying with you.
Senle kalıyorum ve bunu yapmayı yeğliyorum.

Would rather/sooner
Tercih ifade eder.
I'd ratherbe teacher than a treasurer.
Veznadar olmakdansa öğretmen olmayı yeğelerim.

He'd sooner eat in the restaurant thanat home.
Evde yemektense lokantada yemeğiyeğler.

They'd rather go by train.
Tren ile gitmeği tercih ediyorlar.

There + modal
There must be a misunderstanding.
Bir yanlış anlama olmalı.

There can't be a football match tomorrow.
Yarın futbol maçıolmayacak.

There may be someone in the office.
Büroda biri olabilir.
Blogger tarafından desteklenmektedir.